23 Ocak 2018, Salı
Yeni Yazılar

Bilgi Verme ve Araştırma Yapılmasına İzin Verme Yükümlülüğü

Sigorta bir zenginleşme aracı olmadığından sigortacı gerçek zararı ödemelidir. İyi niyet ve azami güven esasına dayanan sigortada sigortacının, riziko gerçekleştiğinde sorumluluğunun doğup doğmadığını, doğmuşsa kapsam ve sınırını belirleyebilmesi için rizikoyla ilgili tüm bilgilere sahip olması gerekir. Bu nedenle sigortacı, sigorta ile ilgili olan kimselerden riziko ile ilgili her türlü bilgiyi talep edebilmeli ve rizikonun gerçekleştiği yerlerde gereken incelemeleri yapabilmelidir. Bu düşünceden hareketle yeni TTK.m. 1447’de sigorta ettiren için, bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü getirilmiştir. Buna göre, sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır (TTK.m. 1447/2).

Sigorta ettiren, riziko gerçekleştiğinde zararın doğması ve artmasına engel olmak ve sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarını korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür (TTK.m. 1448). Bu görev, sigorta ettirenin, riziko gerçekleştikten sonra “zaten sigorta var” düşüncesiyle zarar meydana gelirken veya artarken ihmal içerisinde bulunmasını engellemeyi amaçlar. Buna göre sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararı en aza indirmek için gerekli tüm önlemleri almak zorundadır

Sigorta ettiren, zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yaracak önlemleri alırken makul ölçüler içerisinde hareket etmek zorundadır. Dolayısıyla bu yükümlülük, sigorta ettirenin, sigorta konusu malı kurtarmak için kendisini veya başkalarını tehlikeye atması sonucunu doğurmaz. Alınan önlemlerden doğan masraflar, bu önlemler sonuçta faydasız kalmış olsalar bile sigortacı tarafmdan ödenmek zorundadır (TTK.m. 1448/3). Ancak sigorta, menfaat değerinin tamamını kapsamıyorsa (eksik sigortanın varlığı hâlinde) bu masraflar, sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki orantı ölçüsünde ödenir (TTK.m. 1448/3).                                         >

Sigortacı tarafından talep edilen önlemlerin alınması, bazı hâllerde sigorta ettiren açısından oldukça yüksek ödemeler yapılmasını gerektirebilir. Bu amaçla maddede, sigorta ettirene sigortacıdan avans isteme hakkı da verilmiştir. Buna göre, sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutan avans olarak ödemek zorundadır (TTK.m. 1448/4).

Riziko gerçekleştiğinde hangi önlemlerin alınması gerektiği hususunda, çoğu kez sigortacı, sigorta ettirenden daha fazla bilgi ve tecrübeye sahiptir. Bu bakımdan, sigorta ettiren, önlem alırken sigortacının talimatlarına da olabildiğince uymak zorundadır (TTK.m. 1448/1). Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır.

6102 sayılı Kanunda, koruma önlemleri alma yükümlülüğünü ihlal etmenin yaptırımı da öngörülmüştür. Buna göre, bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır (TTK.m. 1448/2). Kanaatimizce, sigorta ettiren, koruma önlemlerini almadığı takdirde eğer kasten hareket etmişse yani bu önlemleri bilerek ve isteyerek almamışsa sigortadan doğan haklarını kaybeder. Koruma önlemlerinin alınmamasında sigorta ettirenin kastı yok ancak ihmali var ve bu davranış zararın artmasına neden olduğu takdirde kusurun ağırlığına göre sigortacının ödeyeceği tazminattan indirim yapılmalıdır.

VI. REASÜRANS

Sigorta şirketleri, küçük primler karşılığında teminat altına aldıkları rizikoların gerçekleşmesi hâlinde zor duruma düşebilir, hatta iflâs edebilir. Hiç kuşkusuz, sigorta edilen her riziko gerçekleşmez. Ancak sigortacılar, müşterilerden isteyecekleri prim tutarını hesaplarken bu rizikoların ortalama gerçekleşme oranına bakar. Rizikolar bu oran dâhilinde gerçekleşirse büyük bir sorunla karşılaşılmaz. Ancak yüklü miktarda tazminat ödenmesine neden olan her riziko, sigortacıyı zor durumda bırakabilir. İşte, bu tehlikenin önüne geçmek üzere sigorta şirketleri, sigorta ettikleri menfaatleri bir başka sigortacıya tekrar sigorta ettirir. Bu amaçla yapılan sigorta

 

sözleşmelerine mükerrer sigorta veya reasürans sözleşmeleri denir

TTK.m. 1403/1’e göre, sigortacı, sigorta ettiği menfaati, dilediği şartlarla tekrar sigorta ettirebilir96. Reasürans sözleşmeleriyle sigorta edilen menfaatler, sigorta şirketinin ödeyeceği tazminata yöneliktir. Reasürans yapılması, sigortacının sigorta ettirene karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (TTK.m. 1403/2). Sigortacı, riziko gerçekleştiğinde sigortalıya tazminatı öder, Ancak reasürans yaptırdığı kısmın sigorta tazminatını reasürans şirketinden tahsil eder. Diğer bir deyişle, sigorta ettiren ile reasürans şirketi arasında hiçbir hukukî ilişki yoktur. Reasürans şirketi, sigorta ettirenin menfaatini değil bu menfaati sigorta etmiş olan sigortacının menfaatini güvence altına alır. Dolayısıyla, sigorta ettirenin reasürans şirketine doğrudan dava açma ve istemde bulunma hakkı yoktur Sigorta şirketleri, sigorta ettikleri her rizikonun belirli bir yüzdesini veya belirli bir tutan aşan kısmını reasürans şirketlerine sigorta ettirirler. Hangi rizikoların ne kadarlık kısmının mükener sigorta ettirileceği, şirketlerin malî yapısına, rizikonun büyüklüğüne ve özelliğine göre değişiklik gösterir. Ülkemizde sigorta şirketleri ortalama olarak sigorta ettikleri rizikoların %30’u aşan kısmını reasürans yoluyla sigorta ettirmektedirler. Aynca kanun hükmü ile sigorta şirketlerine reasürans yaptırma zorunluluğu da getirilmektedir. Buna göre sigorta şirketleri her sigorta dalı için farklı tutarlarda olmak üzere belirli bir miktar reasürans yaptırmak zorundadır.

Cevapla