23 Ocak 2018, Salı
Yeni Yazılar

Sorumluluk Sigortaları

Sorumluluk sigortaları, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna yol açan olaylar sonucunda malvarlığının azalması rizikosunu güvence altına alır . Bu sigorta, sigorta ettirenin üçüncü kişilere olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak sigorta ettirenin malvarlığında oluşabilecek azalmayı en aza indirmeyi amaçlar. Sorumluluk sigortası, zarar verenin aczine karşı bir garanti sağladığından üçüncü kişiler için de önemlidir2. Bir doktorun, yanlış teşhis sonucunda hastasının sağlam böbreğini ameliyatla alması, hatalı imalat sonucunda patlamaya neden olan bir tüp gazın verdiği zararın üretici firma tarafından karşılanması veya denetim görevini ihmal ederek yerine getirmeyen ve binanın hatalı şekilde inşa edilmesine neden olan yapı denetim şirketinin bu binanın çökmesi sonucunda ortaya çıkan zararı tazmin etmesi oldukça zordur. Bu çerçevede yapılacak bir sorumluluk sigortası, hem üçüncü kişilerin uğrayacağı zararların sigorta şirketince telafi edilmesine hem de bu tür işleri yapan kişilerin tazminat ödemek suretiyle mağdur olmalarını engelleyecektir.

Ülkemizde sorumluluk sigortalan yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 1473-1485. maddelerinde düzenlenmiştir. Eski Türk Ticaret Kanununda ise, 1309. maddede göre yangından doğan hukuki sorumluluğun sigorta ettirilebileceği TTK.m. 1320’de hırsızlık dolayısıyla hukuki sorumluluğa maruz kalan kimselere teminat sağlayan sigorta yaptmlabileceği, TTK.m. 1335’de ise bir kişinin ödemeye mecbur olacağı kaza tazminatını telafi etmek maksadıyla kaza sigortası yaptırabileceği öngörülmüştür. Uygulamada bu boşluk sigorta genel şartlarıyla doldurulmakta idi. 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu, sorumluluk sigortalarını ayrı bir başlık altında düzenlediği gibi, bu sigortalara ilişkin genel hükümlere de yer vermiştir.

II. GENEL HÜKÜMLER                                                         |

Sorumluluk sigortalarının genel esaslarını belirleyen hükümler, TTK.m. 1473-1484’de düzenlenmiştir.

1. Sözleşmenin Konusu ve Kapsamı

Sorumluluk sigortası ile sigortacı, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder[1]. Buna göre,

sigortacı, sigortalının sorumlu olduğu bütün olayları değil, sadece sözleşmede öngörülen ve sigorta süresi içinde meydana gelen bir olaydan kaynaklanan zararları gidermekle yükümlüdür. Dolayısıyla poliçe kapsamına girmeyen olaylar ile poliçe kapsamına girse bile sigorta süresi geçtikten sonra gerçekleşen olaylar sigortacının sorumluluğunun dışında kalır. Hemen belirtelim ki, bazen sigorta süresi dolduktan sonra ortaya çıkan zararları da sigortacı tazmin etmek zorunda olabilir. Şöyle ki, sigorta süresi içinde gerçekleşmiş bir olayın zararlı sonuçları, daha sonradan ortaya çıkmışsa sigortacı tazminat ödemekten kaçınamaz.

Bunun gibi, taraflar arasındaki sözleşmede sigortacının sorumluluk alanının genişletilmesi de mümkündür. Örneğin, Tıbbi Kötü Uygulamalara İlişkin Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında bu yönde bir hüküm mevcuttur. Buna göre, bu sigorta ile “sözleşme yapümadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı doğabilecek talepler” de teminat altına alınabilir.

Öte yandan, sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar (TTK.m. 1473/2). Bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır.

Sorumluluk sigortasının kapsamına zarar görene ödenecek tazminatın dışında, talebe ilişkin makul giderler de dâhildir. Gerçekten, TTK.m. 1474 gereğince, sigortalı aleyhine bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin makul giderler sigortacı tarafından karşılanmak zorundadır[2]. Hemen belirtelim ki, sigortacının karşılaması gereken giderlerin, olağan nitelik taşıması şart olduğu gibi, aksine hüküm yoksa sigorta bedelini de aşmaması gerekir. Sigortacı, sigortalının istemesi hâlinde, bu giderler için avans vermek de zorundadır (TTK.m. 1474/2).

2. Bildirim Yükümlülüğü

Sorumluluk sigortasında, diğer tüm sigortalarda olduğu gibi, sigortalıya rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir. TTK.m. 1475’e göre, sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirmekle yükümlüdür[3]. Ayrıca, sigortalı kendisine yöneltilen istemleri de, aksi kararlaştınlmamışsa derhâl sigortacıya bildirmelidir (TTK.m. 1475/2). Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde, sigortacı gerekli araştırmaları yaptıktan sonra ve en geç ihbardan 45 gün sonra tazminat ödemek zorundadır (TTK.m.1427). Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446. maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır (TTK.m. 1475/3). Buna göre, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir. Ancak, sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, tazminattan indirim yapamaz.

3. Sigortacının Yardımları

Sigortalının sorumluluğunu gerektiren bir olayın meydana gelmesi hâlinde, sigortacı tarafından sunulacak yardımların kapsamı TTK.m. 1476’da hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre, sigortacı ihbarı aldıktan sonra, iki seçenekten birini kullanabilir. İlk olarak, sigortacı ihbarı aldığı tarihten başlayarak beş gün içinde sigortalıya, zarar gören kişinin yönelttiği taleplere karşı, sigortalı adına ancak masraf sorumluluğu kendisine ait olmak üzere gereken hukukî iş ve işlemleri yürütüp yürütmeyeceğini, ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip üstlenmeyeceğini bildirebilir (TTK.m. 1476/1). Sigortacı, bu iş ve işlemleri üstlendiğini bildirirse sigortalı, kendisinden talep edilen yardımları yapmak kaydıyla davanın yürütülmesine karışmaz. Sigortacı, açılmış davanın reddedilmesini sağlarsa, sigorta sözleşmesi gereği ödeme yapmaktan kurtulmuş olur; buna karşın zarar gören kişinin açtığı davada sigortalı mahkûm olursa, sigortacı ödeme yapmak zorunda kalır. Sigortacının hukuki işlemleri üstlenmesi hâlinde, sigortalının da hak ve menfaatlerini gözetmesi gerekir (TTK.m. 1476/3).      |

Buna karşın eğer sigortacı birinci fıkra uyarınca işlemleri yürütmeyeceğini bildirirse veya sigortalı süresi içinde cevap vermezse, maddenin dördüncü fıkrası uygulama alanı bulur. Bu hükme göre sigortalı, kendisine yöneltilen taleplere karşı, tek başına, gerekli iş ve işlemleri yürütür. Böyle bir halde, sigortalı aleyhine bir tazminat ödeme borcu öngören mahkeme kararı kesinleştiğinde, sigortacı başka bir hükme gerek kalmaksızın sigortalısına veya talepte bulunan kişiye ödeme yapmak zorundadır. Yalnızca, sigortalının yapacağı sulh sözleşmeleri için sigortacıdan icazet alması şartı aranmıştır (TTK.m. 1476/4); sigortacı icazet vermezse, sulh sözleşmesi sigortacıya karşı hüküm ifade etmez. Dolayısıyla geçerli sulh sözleşmesi uyarınca ödeme yapan sigortalı, ödediği bedeli sigorta sözleşmesi uyarınca sigortacıdan talep edemez.

TTK.m. 1476/2 uyarınca, sigortacıya, bu haklardan birini tercih ettiğini sigortalıya bildirmesi için tanınan beş günlük süre içinde, sigortalı, herhangi bir sigorta himayesi yokmuşçasına gerekli işlemleri yürütmek zorundadır.

4. Kasten Neden Olma

TTK.m. 1477 gereğince, sigortacı, sigortalının, sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz. Aksi takdirde, sigortalı, sigortaya güvenerek, vermiş olduğu zarar nedeniyle kendinin mal varlığından herhangi bir azalma olmayacağı düşüncesiyle kasıtlı olarak karşı tarafa zarar verebilir. Bu ise kabul edilebilir bir sonuç değildir.

5. Zarar Görenle İlişkiler

Sorumluluk sigortasında sigorta tazminatı, sigorta ettirene değil doğrudan doğruya zarar görene ödenir. Bu bakımdan, sigorta sözleşmesine taraf olmayan zarar gören kişi ile sigortacı arasındaki ilişkilerin de belirlenmesi gerekmektedir. Sigortacının zarar görenle ilişkileri TTK.m. 1478-1480’de üç maddede düzenlenmiştir.

a) Doğrudan Dava Hakkı

TTK.m. 1478’e göre, zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir7. Böylece, sigortalının eyleminden dolayı zarar gören kişiler, isterse zarardan sorumlu olan sigortalıya karşı haksız fiil hükümlerine göre tazminat talebinde bulunabileceği gibi, doğrudan sigortacıya da başvurabilirler. Sigortacıya yöneltilecek tazminat talepleri, olay tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar

b) Sigortacının Bilgi isteme Hakkı

Sorumluluk sigortalarında, tazminatın konusunu zarar gören kişinin uğradığı zarar oluşturur. Sigortacının bu zararı tespit edebilmesi için zarar görenden de bir takım bilgi ve belgeleri isteyebilmesi gerekir. Gerçekten, sigortacının ödeyeceği tazminatın tespitinde, sigortacı için sigorta ettirenden çok zarar gören kişinin elindeki bilgi ve belgeler daha önem taşır. Nitekim bu düşünceden hareketle, TTK.m. 1479’da, sigortacının zarar görenden bilgi ve belge isteyebileceği hükme bağlanmıştır . Buna göre, sigortacı, zarara sebep olan olayın ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır. Zarar görenin bu zorunluluğa uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması kaydıyla, sigortacının sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek zorunda kalacağı miktarla sınırlıdır.

c) Takas Yasağı

Sigortacının zarar görenle ilişkilerinde sorun oluşturabilecek hususlardan biri de, sigortacının tazminat ödemesinde bulunurken prim alacağını mahsup etmeye kalkmasıdır. TTK.m. 1480’de bu husus kesin bir şekilde yasaklanmak suretiyle sigortacının sözleşme hükmüne dayalı olarak takasta bulunmasının önüne geçilmiştir. Buna göre, “sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemez” .

d) Zarar Görene İfa Yükümlülüğü

TTK.m. 1484’te zorunlu sorumluluk sigortalan açısından, sigortacının sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa bile, zarar görene karşı ifa borcunun zorunlu sigorta miktarına kadar devam edeceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, sigortacı örneğin prim borcunun ödenmemesi veya sözleşmenin feshi gibi bir sebeple kendi sigortalısına karşı ifa borcundan kurtulsa bile, zarar görene tazminat ödemekten kaçınamaz. Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, günümüzde zorunlu sorumluluk sigortalarında, giderek sigortalıdan çok zarar görenin menfaatinin korunması ön plana çıkmaya başlamıştır. Zira zorunlu sigortalarda amaç, ihtiyari sigortalardan farklı olarak kamu menfaatinin korunmasıdır. Bu yaklaşım içinde, Karayolları Trafik Kanununda Zorunlu Trafik Sigortası için öngörülen hüküm (KTK.m.94) tüm zorunlu sorumluluk sigortalarını kapsayacak şekilde genelleştirilmek suretiyle kanuna aktanlmıştır.

Zorunlu sigortalarda amaç kamu menfaatinin korunması olduğundan amaca ulaşılabilmesinde, bu tür sigortalardaki kaçakların da önüne geçilmesi en az zorunlu sigorta ihdası kadar büyük bir önem arz eder. Bu noktada, asıl görev denetim birimlerinde olmakla birlikte, TTK.m. 1484’ün ikinci fıkrası ile getirilen düzenlemeyle de denetimi destekleyici ve hatta kolaylaştıncı bir mekanizma kurulmak istenmiştir. Böylece,Buna karşılık, TTK.m. 1484/3 uyarınca, zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer. Sorumluluk sigortalan zarar sigortası niteliğinde olduğundan ve zarar da bir kez tazmin edileceğinden, zararın bir şekilde giderilmiş olması sigortacının sorumluluğunu da o oranda sona erdirir.

6. Halefiyet

Sorumluluk sigortalarında, tazminat ödemesinde bulunan sigortacının zarardan sorumlu olan kişilere rücu edip edemeyeceği tartışmalıdır. Zira burada rücu edilecek kişi aynı zamanda sigortalıdır. Dolayısıyla sigortacının kendi sigortalısına rücu etmesini kabul etmek, sorumluluk sigortalarının amacıyla da bağdaşmaz. Ancak, özellikle sözleşmede öngörülen istisnaî hâllerde, sigortacı, kendi sigortalısına rücu edebileceği gibi, sigortalı ile birlikte müşterek kusurlu veya müteselsil sorumlu olan kişilere de rücu hakkının kullanılması söz konusu olabilir. Bu husus gözetilerek, sigortacının halefıyeti, TTK.m. 1481’de açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.

Görüldüğü gibi, sorumluluk sigortalarında sigortacının kendi sigortalısına rücu hakkı tanınmamış, sigortacıya sadece zarardan sorumlu olan üçüncü kişilere (sigortalının dava yoluyla talepte bulunabileceği kişilere) karşı talepte bulunabilmesine olanak sağlanmıştır. Ancak, bu hüküm yeni bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Şöyle ki, uygulamada trafik sigortasında kaza yapan sürücünün alkollü olması veya ehliyetsiz olması gibi sebeplerden dolayı sigortacının ödediği tazminat ölçüsünde kendi sigortalısına rücu hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. Hâlbuki, yeni TTK.m. 148 l’de açık bir şekilde “sigortacının hukuken sigortalısının yerine geçeceği” ifade edilmekte, “sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, bu hak tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur” denilmek suretiyle sorumluluk sigortalarında sigortacının kendi sigortalısına rücu etmesi engellenmiştir. Dolayısıyla diğer kanunlarda aksine bir hüküm olmadıkça, sorumluluk sigortalarında sigortacı, kendi sigortalısına rücu hakkına sahip değildir. Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.m.95/2’de açık bir şekilde ifade edildiği üzere, “ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir”.

Öte yandan, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, TTK.m. 1481/2’ye göre, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.

Ayrıca, sigortalı veya zarar gören, tazminatın ödenmesiyle sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur (TTK.m. 1481/3). Görüldüğü gibi, sadece sigortalı değil, aynı zamanda zarar görenin de sigortacının rücu hakkını ihlal eden davranışlardan kaçınması gerekmektedir.

7. Zamanaşımı

Daha önce de ifade edildiği üzere, mal sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirlenmiş iken, sorumluluk sigortalarında bu süre 10 yıl olarak belirlenmiştir (TTK.m. 1482). Bu süre, sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Madde gerekçesinden de anlaşıldığı üzere tasanda zamanaşımı süresi beş yıl olarak önerilmiş idi[4]. Ancak daha sonradan yapılan görüşmeler sonucunda davaların uzun sürmesi hususu da dikkate alınarak bu sürenin on yıla çıkarılması uygun görülmüştür.

Hemen belirtelim ki, 2918 sayılı Karayollan Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde, zorunlu trafik sigortası bakımından özel bir hüküm mevcuttur. Buna göre, motorlu araç kazalarından doğan maddî zararın tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. Bu noktada öğrenme olayının kaza gününden itibaren en geç 10 yıl içinde gerçekleşmesi gerekir.

 

Sorumluluk sigortalan, motorlu kara taşıtlan sorumluluk sigortalan ve hukukî sorumluluk sigortaları olmak üzere iki grupta toplanabilir.

1. Motorlu Kara Taşıtları Sorumluluk Sigortaları

Motorlu kara taşıtları sorumluluk sigortaları, karayolu taşımacılık zorunlu malî sorumluluk sigortası, zorunlu trafik sigortası (karayolları motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası), özel (ihtiyarî) trafik sigortası ve uluslararası motorlu taşıt (yeşil kart) sigortasından oluşur. Motorlu kara taşıtları sorumluluk sigortası, ülkemizde en yaygın uygulama alanı bulan sigorta dallarından biridir. Öyle ki, hayat dışı branşlar içinde sorumluluk sigortalarının %14 civarındaki payının % 11’ini zorunlu trafik sigortası oluşturur. Bu nedenle, aşağıda bu sigorta türü üzerinde ayrıntılı olarak durulacaktır.

2. Hukukî Sorumluluk Sigortaları

Hukukî sorumluluk sigortalan ise üçüncü kişilere karşı malî sorumluluk sigortası, tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigortası, işveren sorumluluk sigortası, otel ve tatil köyü sorumluluk sigortası, asansör kazaları sorumluluk sigortası olmak üzere çeşitli alt dallara aynlır. Hukukî sorumluluk sigortalan, sigortalının üçüncü kişilere karşı kanunen yüklenmek zorunda kalacağı malî zararlarını sigorta güvencesi altına alır. Bir kişinin kusurlu bir davranışı sonucunda üçüncü kişilere vereceği zararlan tazmin etmesi kanun gereğidir. Ancak zarar veren kişi, bazı hâllerde bu zararlan karşılayamaz veya ödeme yaptığı zaman malî açıdan zor duruma düşebilir. İşte, hukukî sorumluluk sigortalan, bu rizikolan güvence altına alır ve hem sigortalıyı hem de zarar görenleri korur.

Hukukî sorumluluk sigortaları, genelde “üçüncü kişilere karşı sorumluluk sigortası” adı altında, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği maddî ve manevî zararlan kapsayacak şekilde yapılır. Bu durumda sigorta, üçüncü kişilere ait malların uğradığı hasarların yanı sıra bu kişilerin bizzat kendine yönelik (bedenî) zararlarını da kapsar.

Öte yandan hukukî sorumluluk sigortalarının daha dar kapsamlı olanları (özel hukukî sorumluluk sigortaları) da vardır. Bunlar, işveren sorumluluk sigortası, tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk sigortası, asansör kazaları sorumluluk sigortası, otel

 

ve tatil köyü sorumluluk sigortası gibi sadece belirli bir alandaki rizikolara yönelik olarak yapılır. Örneğin, işveren sorumluluk sigortalan, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda zarara uğrayan işçilerin işverene yönelen tazminat taleplerini karşılayan bir hukukî sorumluluk sigortasıdır. Bu sigortalara ilişkin olarak yeni BK.m.l30’da iki önemli kurala yer verilmiştir. Buna göre, “başkasını çalıştıran kişi, çalıştırdığı kişiye karşı hukukî sorumluluğunu güvence altına almak üzere sigorta yaptırmışsa, sigortadan doğan haklar doğrudan doğruya çalışana ait olur. Ancak, çalışana ödenecek sigorta tazminatı, genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir”.

IV. ZORUNLU TRAFİK SİGORTASI

Karayollan motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası, 2918 sayılı Karayollan Trafik Kanunu’na göre yaptmlması zorunlu olan bir sigorta türüdür. Bu nedenle, uygulamada “trafik sigortası” olarak adlandırılır[5]. Motorlu araçların işletilmesi sırasında meydana gelen ve üçüncü kişilere verilen zararları güvence altına alan zorunlu trafik sigortası, araç türlerine göre değişen limitlerde teminat sağlar. Teminat tutarlan her yıl yeniden düzenlendiği hâlde, bazı kazalarda meydana gelen zararları karşılamaya yetmemektedir. Uygulamada, trafik sigortası teminatını aşan bu zararları da sigortalamak amacıyla ihtiyarî olarak ilâve sigorta da yapılmaktadır. Dolayısıyla, motorlu kara taşıtları malî sorumluluk sigortaları, biri zorunlu, diğeri ihtiyarî (isteğe bağlı) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır[6]. Son yıllarda bunlara, yurt dışına çıkan araçlar için yapılan uluslararası motorlu taşıt (yeşil kart) sigortası da eklenmiştir. Bu sigortaların yapılmasındaki temel amaç, zorunlu trafik sigortasının kapsamına girmeyen rizikolan da sigorta güvencesi altına almaktır.

Zorunlu trafik sigortası yaptıracak olan kişiler, kanunda şu şekilde sıralanmıştır:

  • Motorlu taşıt işletenler
  • Çekici işletenler
  • Motorlu taşıtlarla ilgili meslekî faaliyette bulunanlar
  • Yarış düzenleyenler

1. Sigorta Teminatı

Trafik sigortası, sigorta konusu aracın neden olduğu kazalarda meydana gelen zararlan karşılar. Bu zararlar, araçlara, araçlardaki eşyaya ve araçta bulunan kişilere yönelik olabilir. Ancak zorunlu trafik sigortası, her türlü zaran karşılayan bir sigorta türü değildir. Bu nedenle, sigorta kapsamına hangi kaza ve zararların girdiğini tespit etmek gerekir. Maddî zararlar ve bedenî zararlar ile birlikte kazanç kaybı da (işgöremezlik tazminatı) trafik sigortasının kapsamına girer. Buna karşılık, manevi zararlar trafik sigortasının dışında kalırt

Karayollan Trafik Kanunu’na göre zorunlu sorumluluk sigortası, bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olan kazaları kapsar. Ancak bu tür zararların zorunlu sorumluluk sigortası kapsamına girebilmesi için; kazaya neden olan aracın motorlu taşıt olması ve işletilme hâlinde olması şarttır. Dolayısıyla, işletilme hâlinde olmayan bir aracın neden olduğu kazalar ile kaza bu şekilde olmakla birlikte yardım çalışmalan sırasında yardım edenin uğradığı zararlar zorunlu trafik sigortası teminatı dışında kalmaktadır. Buna karşılık, yukarıdaki şartlan taşımak kaydıyla yabancı plâkalı bir aracın neden olduğu kazalar da sigorta kapsamındadır.

Zorunlu trafik sigortası, sadece Türkiye sınırları içinde geçerlidir. Türkiye dışına çıkmak isteyen özel ya da ticarî araç sahiplerinin aynca sigorta yaptırması gereklidir. Aksi hâlde giriş yapılacak ülkenin gümrük kapısında bu işlemi yapmak gerekir ki bu da uzun zaman alır. Uygulamada bu amaçla, sigorta şirketleri arasında uluslararası nitelik taşıyan bir sigorta sistemi kurulmuştur. Buna göre yurt dışına kendi aracıyla çıkmak isteyen araç sahipleri, kendi ülkesindeki bir sigortacı ile sigorta sözleşmesi yaparak yeşil kart (greencard) alır ve bu kartla istediği ülkeye kolaylıkla giriş yapar. Yolculuk sırasında bir kaza yapıp zarara neden olursa o ülkede yeşil kart organizasyonuna bağlı olan sigorta şirketi bu zaran öder. Daha sonra, tazminat tutarı, kaza yapan araç sahibinin anlaşmalı

olduğu sigorta şirketinden merkez büro aracılığıyla tahsil edilir. Ülkemizde yeşil kart sigortasına ilişkin işlemleri yürüten merkez, Motorlu Taşıtlar Bürosu’dur .

Zorunlu trafik sigortasında sigorta bedeli, araçların cinsine göre Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir. Her yıl yeniden saptanan teminat tutarları, “ölüm ve tedavi” teminatı ile “maddî hasar” olmak üzere iki kısımdan oluşur. 2013 yılı için geçerli teminat miktarları, otomobillerde ölüm ve tedavi için kişi başına 250.000 TL (toplam 1.250.000 TL), maddi hasarlar için ise araç başına 25.000 TL (toplam 50.000 TL) olarak tespit edilmiştir. Buna göre, zorunlu trafik sigortası kapsamında bir kaza meydana gelirse, ölen kişilerin yakınlarına azami 250.000 TL ölüm tazminatı, yaralanan kişilere ise tedavi masraflarını karşılamak üzere azami 250.000 TL tazminat ödemesi yapılabilecektir. Kazada zarar gören

 

araçlar için ise, kusurlu aracın sigortacısı tarafından araç başına en fazla 25.000 TL maddi hasar tazminatı ödenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

Cevapla